bu ahkamlar topluluk yöneticileri tarafından 'önemli bilgi' olarak işaretlenmiş

nefesimi kesen şiir... ile ilgiliyim diyenler

toplam 11 kişi bulundu. 13 adedi gösteriliyor.


nefesimi kesen şiir... hakkında nefesimi kesen şiir...

~55 ahkam var. 1 2 3 önceki sayfa »

ahkam girebilmek için, üye olmalı veya giriş yapmalısınız.

    Ölüyorum Tanrım
    Bu da oldu işte
    Her ölüm erken ölümdür
    Biliyorum Tanrım
    Ama, ayrıca aldığın
    Şu hayat, fena değildir
    Üstü kalsın.

    aloneagain   5 gün önce   aferim     (0 puan)  |   Yk 

    Dudak Payı

    Çay bardağında
    Bırakılan dudak payı
    Kadar bile
    Uzak kalamam
    Gözlerine

    Yakın olsun isterim
    Ellerime ellerin
    Yanındaki beton binaya
    Yaslanması gibi
    Köhne bir evin

    Seni bir çivi
    Gibi çaktım
    Çünkü beynime
    Ve toplayıp
    Bütün kerpetenleri
    Attım denize

    Sunay Akın

    cloverleaf   12 Ağustos 2008 17:25   aferim     (0 puan)  |   Yk 

    Gün kışı esmeden cefalı ozanlar
    Maya çaldınız çıplağına dağların
    Hazan mevsimi diyorlar;
    Başağına acıların..

    Gün kışı esmeden gül yüzlü ozanlar
    İşe çağırıyor sözcükler sizi
    Kardelense mevsim;
    Boransa esen;
    Ağartalım geceleri...

    CoHaRenCe   08 Ağustos 2008 16:16   aferim     (1 puan)  |   Yk 

    terliklerimle gelsem sana aşkı şimdi bulmuş gibi

    fthtzn   09 Temmuz 2008 14:20   aferim     (0 puan)  |   Yk 

    Bakıp kabuslara gidemeyişimizin nedenlerini arıyoruz
    Evimiz eski bir fenerin kıyısı
    mantık şehri istila etmiş çoktan
    Kadın kurulamayan düşler misyoneri
    Adam rüyada insomniak
    Oyunlarla inançlarımızı sınıyoruz
    Gülüp,durmuş zamanlara
    Ebe oy birliği istiyor 99’dan sonra gelecek sayı için
    Ahali şaşkın tanrının karışmayışına
    Bir yerde yanlış var deyip bütün kelime parlamenterlerini- asıyor evcil orospular
    Tutup yüzümden gögsümü öpüyorsun sonsuzluk kere- sıradan
    Kadın tembel prenses
    Adam küçük yeşil kurbağa
    Diklenip ejderhaya bu fahişeyi kurtardığına yanıyor..
    ...

    pitho   09 Temmuz 2008 14:18   aferim     (1 puan)  |   Yk 

    Felluce liyim Ben
    Ayın Karanlık Yüzü
    Eğer
    Güneş Ülkesi
    Kaf Dağına Yolculuk
    Bahar Gelme Üstüme
    Kırlangıcın Öyküsü
    Ölmeyi Öğrendiğinde Yaşamayıda Öğrenmişsin Demektir
    Son Şarkı
    Bir Dost
    Kimi Sevsem Ben
    Çikolata
    Acının Kanatları
    Kafadan Koptum Be Sibop
    İhtiyar Ve Ben
    Aşkta Terörizm
    Şehir Ve Kadın
    Dikkat Sevgiliniz Bu Hafta Terkedebilir
    Yeni Sabahların Çan Sesi
    Hayat Güzeldir
    Yalancı Bahar
    Nergis
    Özleme Dair
    Kış Güneşi Altında
    Şiirsiz Yaşamak
    Ay Tutulurken Yolda
    Dolunaya İnat
    Gelecek Uzun Sürer
    Siluet
    Kaç Kopyayız Biz
    Çıplak Gösteren Gözlük
    Yarım Haziran
    Bilyeler Ve Bıçaklar
    Seçim
    Ruhumuzun Köprüleri
    Hayat Ve Ben
    Yalnızlığa Alışmalı
    Bahar Ve Ayrılık

    Can Dündarın Sesinden ve Kaleminden...

    Ixbalanque   29 Mayıs 2008 10:51   aferim     (1 puan)  |   Yk 

    HERŞEY SENDE GİZLİ

    Yerin seni çektiği kadar ağırsın
    Kanatların çırpındığı kadar hafif..
    Kalbinin attığı kadar canlısın
    Gözlerinin uzağı gördüğü kadar genç...
    Sevdiklerin kadar iyisin
    Nefret ettiklerin kadar kötü..
    Ne renk olursa olsun kaşın gözün
    Karşındakinin gördüğüdür rengin..
    Yaşadıklarını kar sayma:
    Yaşadığın kadar yakınsın sonuna;

    Ne kadar yaşarsan yaşa,
    Sevdiğin kadardır ömrün..
    Gülebildiğin kadar mutlusun
    Üzülme bil ki ağladığın kadar güleceksin
    Sakın bitti sanma her şeyi,

    Sevdiğin kadar sevileceksin.
    Güneşin doğuşundadır doğanın sana verdiği değer
    Ve karşındakine değer verdiğin kadar insansın
    Bir gün yalan söyleyeceksen eğer
    Bırak karşındaki sana güvendiği kadar inansın.
    Ay ışığındadır sevgiliye duyulan hasret
    Ve sevgiline hasret kaldığın kadar ona yakınsın
    Unutma yagmurun yağdığı kadar ıslaksın
    Güneşin seni ısıttığı kadar sıcak.
    Kendini yalnız hissetiğin kadar yalnızsın
    Ve güçlü hissettiğin kadar güçlü.
    Kendini güzel hissettiğin kadar güzelsin..

    İşte budur hayat!
    İşte budur yaşamak bunu hatırladığın kadar yaşarsın
    Bunu unuttuğunda aldığın her nefes kadar üşürsün
    Ve karşındakini unuttuğun kadar çabuk unutulursun
    Çiçek sulandığı kadar güzeldir
    Kuşlar ötebildiği kadar sevimli
    Bebek ağladığı kadar bebektir
    Ve herşeyi öğrendiğin kadar bilirsin bunu da öğren,
    Sevdiğin kadar sevilirsin...

    CAN YÜCEL

    MetaltaROCK   25 Nisan 2008 19:53   aferim     (2 puan)  |   Yk 

    Dilim dolaşıyor hep adını andığımda.
    Ama senin yüreğine bir söz bıraktım,
    Yalnızca bir söz...
    Bırak gözlerin yalan söylesin,
    Bırak dudağında, sevgi olmasın.
    Bırak cesaretim ellerini tutmasın,
    Bırak, bir sabah
    Yüreğin benim gözlerimde uyansın...
    Uyansın ki;
    Sonsuzluğuma kazıyayım adını.
    Bırak, varlığın sevişmesin benimle.
    Yokluğunun her kelimesinde,
    Yüreğinle sevişir,
    Ölüme senin gözlerini öperek giderim.
    Son infazını boynuma geçir sevgili....
    Kurşunları kelimelere ilmekleyip
    Ölüm ol çık karşıma...

    gurkan28   09 Nisan 2008 21:51   aferim     (2 puan)  |   Yk 

    VEDA

    Elimde, sükutun nabzını dinle,
    Dinle de gönlümü alıver gitsin!
    Saçlarımdan tutup, kor gözlerinle,
    Yaşlı gözlerime dalıver gitsin!

    Yürü, gölgen seni uğurlamakta,
    Küçülüp küçülüp kaybol ırakta,
    Yolu tam dönerken arkana bak da,
    Köşede bir lahza kalıver gitsin!

    Ümidim yılların seline düştü,
    Saçının en titrek teline düştü,
    Kuru bir yaprak gibi eline düştü,
    İstersen rüzgâra salıver gitsin!

    NFK

    Teodora   05 Nisan 2008 22:42   aferim     (2 puan)  |   Yk 

    ilhami çicek,nilgün marmara,küçük iskender,slvyha plath....mutlaka bi yerde keser

    xanaxxx   28 Mart 2008 21:08   aferim     (1 puan)  |   Yk 

    Aslımı sorarsan Avşar soyundan
    Ayrı düştüm aşiretten beyimden
    Pınarbaşı'ndan da beş yüz evinen
    Çıkıp da cana kıyanlardanım

    Çekerim çileyi böyl'olsun bugün
    Alırım mı sandın şol Kozan Dağın
    Biz bir kurt idik de Bozoklu köyün
    Ürkütüp sürüsün yiyenlerdenim

    Dadaloğlum der de böyle olmazdım
    Gördüğüm günlerin birini görmezdim
    Kavga kızışınca geri durmazdım
    Meydanda kardaşa kıyanlardanım

    Dadaloğlu

    Burzum   24 Mart 2008 11:02   aferim     (1 puan)  |   Yk 

    Ayrılık ne biliyor musun?
    Ne araya yolların girmesi,
    ne kapanan kapılar,
    ne yıldız kayması gecede,
    ne ceplerde tren tarifesi,
    ne de turna katarı gökte.

    İnsanın içini dökmekten vazgeçmesi ayrılık!

    İpi kopmuş boncuklar gibi yollara döktüğü gözlerini,
    birer damla düş kırıklığı olarak toplaması içine.
    Ardında dünyalar ışıyan camlar dururken,
    duvarlara dalıp dalıp gitmesi.
    Türküsünü söylecek kimsesi kalmamak ayrılık.
    Saçına rüzgar, sesine ışık düşürememek kimsenin.
    Çiçekçilerden uzağa düşmesi insanın yolunun.
    Güneşin bir ceza gibi doğması dünyaya.
    İki adımdan biri insanın, sevincin kundakçısı,
    hüznün arması ayrılık.

    O küçük ölüm!

    Usta dokunuşlarla bizi büyük ölüme hazırlayan.

    Ayrılık, o köpüklü öpüşlerin ardından gidip ağzını yıkadığında başlamıştı.
    Ben bulutları gösterirken,
    “bulmacanın beş harfli yemek sorusuna” yanıt aramanla halkalanmış,
    “Aşkın şarabının ağzını açtım, yar yüzünden içti murt bende kaldı”
    türküsü tenimde düğümlenirken, odadan çıkışınla yolunu tutmuş,
    Dağlarda öldürülen çocukların fotoğraflarını bir kenara itip,
    “bu eteğin üstüne bu bluz yakıştı mı? ”
    diye sorduğunda varacağı yere varmıştı çoktan.

    Şimdi anlıyor musun gidişinin neden ayrılık olmadığını,
    bir yaprağın düşmesi kadar ancak, acısı ve ağırlığı olduğunu.
    Bir toplama işleminin sonucunu yazmak gibi bir değer taşıdığını.
    Boşluğa bir boşluk katmadığını, kar yağdırmadığını yaz ortasında....

    Ne mi yapacağım bundan sonra?

    Ayak izlerimi silmek için sana gelen bütün yolları tersinden yürüyeceğim önce.
    Şiir yazmayacağım bir süre,
    Fotoğraflarını güneşe koyacağım, bir an önce sararsınlar diye.
    Hediyelik eşya satan dükkanların önünden geçmeyeceğim.
    Senin için biriktirdiğim yağmur suyunu, bir gül ağacının dibine dökeceğim.
    Falcı kadınlara inanmayacağım artık.
    Trafik polislerine adres sormayacağım,
    Geleceğe ışık düşüren bir gülüşle gülmeyeceğim kimseye....

    Ne yapacağımı sanıyorsun ki?

    Tenin tenime bu kadar sinmişken,
    ömrüm azala azala önümden akarken,
    gittiğin gerçek bu kadar herkese benzerken..
    Senin korkularını, benim inceliğimi doldurup yüreğime,
    bıraktığın boşluğu yonta yonta binlerce heykelini yapacağım.

    Şükrü Erbaş

    ilesya   24 Mart 2008 09:16   aferim     (2 puan)  |   Yk 

    Yürümek;
    yürümeyenleri
    arkanda boş sokaklar gibi bırakarak,
    havaları boydan boya yarıp ikiye
    bir mavzer gözü gibi
    karanlığın gözüne bakarak yürümek!..

    Yürümek;
    dost omuzbaşlarını
    omuzlarının yanında duyup,
    kelleni orta yere
    yüreğini yumruklarının içine koyup yürümek!..

    Yürümek;
    yolunda pusuya yattıklarını,
    arkadan çelme attıklarını bilerek yürümek...

    Yürümek;
    yürekten
    gülerekten yürümek...

    ( NAZIM HİKMET / YÜRÜMEK )

    gsem   20 Şubat 2008 01:39   aferim     (1 puan)  |   Yk 

    Aragon ' dan RAMAK KALMIŞTI

    RAMAK KALMIŞTI

    Ramak kalmıştı
    Gelmesine ölümün
    Bir an bile değil
    Çıplak bir el
    Belirdi birdenbire
    Gelip tuttu elimi

    Günlere haftalara
    Yitik renklerini
    Kimdi bu geri veren
    İnsansal evrenin
    O bitimsiz yazına
    Gerçekliğini geri veren kimdi

    Ben ki ne olduğunu
    Bilmediğim bir öfkeyle
    Boğulurdum sürekli
    Hayatıma büyük bir açıkhava
    Kolyesi takmak için
    Yetti iki kol yetti

    Küçücük bir hareketti
    Uyurken bir okşayış
    Ya da bir soluk
    Yüzümde gezinen
    Ya da bir çiy
    Omuzuma yağmış

    Alnıma geceleyin
    Yaslanan bir alındı
    İki iri gözdü açılmış
    Ve bir anda evet bir anda
    Tüm evrende ne varsa
    Dönüştü bir buğday tarlasına

    dlra   18 Şubat 2008 23:35   aferim     (1 puan)  |   Yk 

    FAHİŞE

    incitirim korkusuyla
    yıkarken
    nasıl da usulca
    gezdirirdi ellerini
    teninde annen...

    Sunay AKIN

    photographErgin   07 Şubat 2008 10:51   aferim     (1 puan)  |   Yk 

    Oz BüYüCüSü nden incilere devam umarım begeniyorsunuzdur.......

    hiç bilmedigim bi istanbul sabahından günaydın
    içimde bugun hüzünleri var ayrılıkların
    sanki bi yerde terkedilmiş cocugum cami avlusunda kendini arayan
    seni düşündüm uykularıma mezar rüyalarım vardı
    simdi uyan bu sabah günahları yakalayalım
    bu sehri sev
    sen oldugum yerdir mısralarım
    bana yakın oldugun gülüşlerdir mutluluklar

    şairdim ben bulmalıydım en derin mısarıyı sana uzanan
    bir duvarda üçer beşer asıldıgımız
    eksik sevmelerdik
    yüklemlere saklardık kendimizi hep
    bizi bir yere götüren günahlarımızdı oysa

    sehre gün dogardı
    bu sehri istanbul yapardın
    ve bir istanbul sabahnda gün aydınlanırdı senle
    ezilmiş cocuklarıydık bir kac acının
    içimizde hep kayıp gidişler
    hangi yöne dönsek yokuz
    hangi bana baksak sıfır

    simdi güneşlerin yüzünde asık hikayeler
    kurumaz ihanetlerden geliyorum

    oz buyucusu   03 Şubat 2008 08:58   aferim     (1 puan)  |   Yk 

    Mataramda Tuzlu Su

    West Indies, Kızıl Elma, İtaki, Maçin!
    Uzun yola çıkmaya hüküm giydim.
    Beyazların yöresinde nasibim kalmadı
    yerlilerin topraklarına karşı şuç işledim
    zorbaların arasında tehlikeli bir nifak
    uyrukların arasında uygunsuz biriyim
    vahşetim
    beni baygın meyvaların lezzetinden kopardı
    kendime dünyada bir
    acı kök tadı seçtim
    yakın yerde soluklanacak gölge bana yok
    uzun yola çıkmaya hüküm giydim.
    Uzak nedir?
    Kendinin bile ücrasında yaşayan benim için
    gidecek yer ne kadar uzak olabilir?
    Başım açık, saçlarımı ikiye
    ortadan ayırdım
    kimin ülkesinden geçsem
    şakaklarımda dövmeler beni ele verecek
    cesur ve onurlu diyecekler
    halbuki suskun ve kederliyim
    korsanlardan kaptığım gürlek nara
    işime yaramıyor
    rençberlerin o rahat
    ve oturmuş lehçesinden tiksinirim
    boynumda
    bana yargı yükleyenlerin
    utançlarından yapılma mücevherler
    sırtımda sağır kantarı gizli bilgilerin
    mataramdaki suya tuz ekledim, azığım yok
    uzun yola çıkmaya hüküm giydim.
    Bir hayatı, ısmarlama bir hayatı bırakıyorum
    görenler üstünde iyi duruyor derdi her bakışta
    askerken kantinden satın aldığım cep aynası
    bazı geceler çıkarken
    uçarı bir gülümseyişle takındığım muşta
    gibi lükslerim de burda kalacak
    siparişi yargıcılar tarafından verilmiş
    bu hayattan ne koku, ne yankı, ne de boya
    taşımamı yasaklayan belgeyi imzaladım
    burada bitti artık işim, ocağım yok
    uzun yola çıkmaya hüküm giydim

    om mania padme hume   31 Ocak 2008 18:53   aferim     (1 puan)  |   Yk 

    Bir Hüzün Mevsiminden Çıkarken Kalbim

    Ayrılıkların puslu aynasındadır
    bekleyişlerin solgun yüzü
    Bekleyişler ki demlenişidir sabrın
    damıtır sessizliği ve üzüncü
    damıtır gurbetin kavruk memesinden
    ve emzirir
    hasretin yanık yüzlü çoçuğunu

    Sen ey sabrın ve üzüncün dervişi
    başını zamanın göğsüne koy
    ve dinle yalnızlığın iç çekişlerini
    Yalnızlıklar ki suskun bir akşam üstüdür
    usulca örtülecektir gecenin sessiz tülünü
    ve düşecektir ince bir rüzgarla
    hüznün harmaniyesi

    Ey yenilgilerin bezgin kuşu
    suskunun sarı sıcağındasın bunca zaman
    bataklıklardan sızan sinsi ve pis
    bir kokudur içinde tortulaşan kuşku
    Ve bulutsu bir ağırlığın yüküdür
    gittikçe ağırlaşan
    gittikçe yüreğini zonklatan

    Sen ki şafağın göğü müsün
    imbikle göğsünde göğün sütünü
    ve emzir sönmekte olan yıldızları
    sonra başını solgun bir demet gibi hasretin kuru dallarına koy
    dinle köpüklü kıyıların çağlayanını
    imbatın serin elidir yüzünü okşayan

    Güneşi kopar dalından ellerine al
    ve durmadan canını yakan sözü
    bitir şiirin kalbine
    akıt artık umudun billur ırmağını
    kavruk çölüne yüzümün
    ve bir sevda gibi yanaş
    hayatın kıyılarına

    Yoksa ey kalbim
    tel bile olamazsın şiirin sazına Ahmet Telli

    om mania padme hume   31 Ocak 2008 18:50   aferim     (3 puan)  |   Yk 

    KAYBOLA
    Sana her zaman söylüyorum senin yüzünde gülmek var
    Bakınca bir yaşama ordusu çıkıyor aydınlığa
    Bir çiçek geliyorsun yer altı çevresinden
    Bir kartal gidiyorsun çıplağın ayaklarla
    Şimdi bir pembeyi kovuşturuyor
    Omzundan yukarıya üç polis
    Deli ediyor onları saçlarında
    Bir karanfil çok
    Bir karanfil azala.

    En saklı yerlerinden en güzelliğin çıkıyor
    Ansızın doğan hayvanlar gibi güzel
    Bakınca bir şiir canlıyorum dünyaya
    Yapılan bir şeydir şiir, yuvarlak, kırmızı, geniş
    En genişi en kırmızısı o ezilmişler katında
    Şimdi bir gizliyi kovuşturuyor
    Gözlerinden içeriye üç polis
    Deli ediyor onları mısralarımda
    Bir karanfil az
    Bir karanfil çoğala çoğala.

    Bilmem mi ellerin vardır, umuttan yuvarlar çizerler
    Bakılan bir şeydir el, boşluğu dengede tutan
    Bir uzantıdır işte umutla insan arası
    Bir yönüdür ne belli, görmekle anlaşılan
    Geceden gün yapılan o sevişme yakınlığında
    Şimdi bir sevdayı izliyor
    Uluslararası üç polis
    Deli ediyor onları sonsuzda
    Çok isimli bir çay
    Çok yuvarlak bir masa.

    Sanki bir tarih içindeyiz, günaydın minyatürler!
    Üç köle uzanık bir dünyayı imzalayaraktan
    Ansızın dört köşe, ansızın ehram
    En duymalı yerlerinde bir sessizlik
    Güneşin çok parladığı bir arka
    Başları dünyadan dışarıya sarkıyor
    Bozgunda çiçekler örneği duyulmaz bağırtılarla
    Şimdi bir tarih sürdürüyor
    Şimdi bir tarih sürdürüyor
    Yüzünun gizlerinde üç polis
    Deli ediyor onları Mısır’da
    Bir insan az
    Bir insan inana.
    Duymakla atların çıngıraklarından duyduğunu
    Bir ateş akımını dağda
    En korkulu çağ bu, onu altımızdaki şehirlerden çıkarıyoruz
    Küflü ev süsleri, geyik durmalı bir hayvan
    Bizi bakmaya zorluyorlar ayrıca
    Şimdi bir aydınlığı durduruyor
    Beyazlar giyinmiş üç polis
    Deli ediyor onları boşlukta
    Bir pencere az
    Bir pencere kaybola kaybola.

    EDİP CANSEVER

    estamos muchos bien   31 Ocak 2008 16:06   aferim     (2 puan)  |   Yk 

ahkam girebilmek için, üye olmalı veya giriş yapmalısınız.
 
etiketler; üzerimize yapıştırabildiğimiz, bizi tanımlayan ve/ya ilgili olduğumuz konuları gösteren terimlerdir.

bu etiket ile görülen ilk kişi(?) :Arpej

Etiket-radyoaktif-ghost bu etiketin kural dışı olduğunu düşünüyorsanız, yandaki ikona tıklayıp rapor edebilirsiniz.