günün yazısı ile ilgiliyim diyenler

toplam 1 kişi bulundu. 1 adedi gösteriliyor.


günün yazısı hakkında günün yazısı

~7 ahkam var.

ahkam girebilmek için, üye olmalı veya giriş yapmalısınız.

    bu yazıyı kısa bir film olan ''metafor''dan alıntı yaptım...
    anlatılmak istenen şuydu; engel olamadığımız, karşı koyamadığımız, ne olacağını bilemediğimiz durumlar var... arkamızı göremediğimiz, kendimizi kollayamadığımız yani... sinekler insanların ölümcül bir hareketiyle anında tepki verip, uçup-kaçıp kendilerini kurtarabiliyorlar... çünkü onlar arkalarını da görüyorlar... bizlerde arkamızı görsek daha mutlu olmazmıydık? en azından önlem alabileceğimiz durumlar oluşurdu...
    bu arada filmi tavsiye ederim, izlemediğin anlaşılıyor (:

    kirazmevsimi   24 Mart 2008 13:41   aferim     (1 puan)  |   Yk 

    sinekler mutlu mu? :)
    mutluluk en azından insanlar için olasılıklar dahilindedir.
    sinekler için? sanmıyorum...
    Mona nın yazısı cidden müthiş

    BehindBlue   24 Mart 2008 09:00   aferim     (0 puan)  |   Yk 

    ''doğadaki en zeki canlı olsakta bir sinek kadar kolaylaştıramadıktan sonra hayatı bu neye yarar ki; belki de bir sinek kadar mutlu olmak vardı, mutluluk diye bir düşünce olmasaydı...''

    kirazmevsimi   24 Mart 2008 08:48   aferim     (1 puan)  |   Yk 

    bakma bana öyle mona...

    divaniask   08 Mart 2008 02:10   aferim     (0 puan)  |   Yk 

    Tarih tekerrürden ibaret değildir ...

    Gunebakan   01 Mart 2008 18:21   aferim     (0 puan)  |   Yk 

    KIRIK BİR AYNA VE GÖLGE
    Kimse bize inanın dememişti aslında biz inanmayı seçmiştik, seçme şansımız olsaydı ama bir çoğumuz yine inanmayı seçerdik. Bunun nedeni neydi peki kromozomlarımız mı yoksa yaratılış safhasında bizim payımıza düşen bir şey mi?
    Biz inanmaya programlanmıştık hele ben hele ben…
    Yanlış insanlara yanlış anlamlar yüklemeye, sonra o anlamlardan mutluluk oyunları üretmeye çalışmayı,sonunda da yanlış insanlardan mutluluk dilenmeye ,kadındım işte hepsi bu aslında Kaç yıldır sürüyor bu böyle artık bilmiyorum, kaç defadır bu kez adam gibi ders oldu bana ben bundan sonra artık insanları gözünden tanırım diye diye aynı ağlara her seferinde. defalarca tutulan balıklar gibi yüzerek girdim ve sonra debelene debelene can verdim. Öldüm ağlara ilk takıldığım aslında ama boşuna olduğunu bildiğim halde tüm çırpınışlarımın kendi kendime bile söz dinlemeyip debelendim debelendikçe acıdı her yanım,kanadı durmadan. Sen kendini hiçbir şey sanmasan da olur aslında hiçbir yere koymasanda ben seni senin yerine de kaldırdım koydum , oturttum kendi ellerimle işlediğim sırça tahta tabi ki oturdun kim olsa otururdu, herkes oturdu bugüne dek, kimse bana bu kez sen otur bunu kuran sensin demedi onlar oturdu ve ben eğildim karşılarında tıpkı sana yaptığım gibi. Sonra ben eğildikçe senin tahtın yükselmeye başladı, öyle yukarılara çıktın ki göremez oldum artık seni sonra yoklara karıştın tamamen. Ne zamandır dersen epey zamandır, ben bile unuttum ne zamandır başım gökyüzüne dönük seni aradığımı seni ve diğer yitirdiklerimi. Bu kez başka olsun istedim itiraf ediyorum, varlığım varlığına ilaç olsun istedim ve de varlığın varlığıma. Neden dersen haslısın dersin, çünkü sen bana hiç böyle bir şey sunmadın,farklı değildin,hiçbir zamanda olmadın ya da hayır farklı olduğun zamanlar oldu ama bunlar o kadar büyütülecek şeyler değildi,ben öyle ol istedim,yani öyle olsan iyi gelirdi bana, bütün konu bu. Sıradanlığa alışmıştın oysa ki sen tüm sıra dışı görüntüne rağmen hayatımın.
    Yaşamı anlamlı kılabiliriz diye düşünmüştüm birlikte o anları yakalayabiliriz, zor olan hayata birlikte katlanabiliriz.Tanrım bu zor hayata belki bir zaman birlikte omuz verebiliriz.Büyük bir yanılsama bu evet haklısın, bana uyanma vakti geldi demek ki. Bu kez yine veda zamanı kim bilir kaçıncı kez yaptığım vedalardan biri sana, eğer bunları okuyorsan o zaman tamamdır artık ruhum senin yolunda engel olmayacak bundan sonra- hoş sen zaten böyle bir engel görmüyordun belki de- ama bu benim için tam bir esaretti. Şu anda söylenecek tüm büyük ve süslü laflar ne anlamsızsınız biz olalım ya da olmayalım kimin umurunda ki sürüyor yaşam kendi akışında ve biz ölüyoruz durmadan. Ama ne kadar fark ediyoruz birer ölü olduğumuzu ,sanki hayat durmadan akıp duran bir nehir ve bizde kayıkçılarıymışız gibi davranıyoruz ama ölüyüz işte hepimiz, akıp gitmiyor hiç birşey duruyor aslında bir sn öncesi geçmişte kaldı şu anda ve bir dk sonrası birazdan geçmiş olacak. Tüm saatler aslında yalan gösteriyor zaman diye bir şey yok. Biz inanmak istiyoruz bu oyuna istiyoruz ki herkes ezberlemiş olsun rolünü ama hayır olmuyor bazen ben reddediyorum rolümü hiç beğenmedim başrol mü hayır başrolde umurumda değil reddediyorum tüm senaryoları, ben yazarım kendi senaryomu kimse oynamazsa ben oynarım tek başıma. Hep ezbere bildiklerini oynasın herkes kolay tabi garipsememek lazım ,sorunsuz, yeni ezberler yapma derdi yok birini tanımaya çalışmak ona çaba sarf etmek ne kadar zor önceki tanıdıkların neyine yetmiyor belki de hiç tanımadıkların. Hiçbir şey kalmayacak bizden geriye ne yaparsan yap kimsenin ve hiç bir şeyin umurunda değiliz vız gelir tırız gideriz biz bu dünyaya o bize benzemedik ne ömürlere uyduruk değerler biçti ve öğüttü gözünü kırpmadan , hiçe dönüştü hepsi bir anda, kaldı ki biz! Sanırım artık gözünü açma zamanı gözünü açıp gerçekleri görme zamanı, çok acı verici,çok kırıcı ve ne yazık ki çok gerçek, hayat gibi… Olduğun ne kadarıysa sen olsun hiçbir şey katamazsın üstüne, okur yazarsın, görür bilirsin izlersin her şeyi, geliştiğini sanırsın, bende öyle sanmıştım hiçbir şey artmamış meğer ..
    Çırılçıplak olduğun anları düşün hepsini evet hepsini nasıl hafiflemişsindir ama yalnız olsan bile bakarsın etrafına biri görecek mi diye öyle hafif ve kendi gibi… Giyinmesek hiç, ruhumuz kendine en uygun şeyi giyse dışına da, öyle görse aynada hep. Yoksa üst üste geçirdikçe biz daha çok örttüğümüz düşünürken aslında açılıyor mu mı her yanımız. Ben fark etmiştim aslında yolun ters tarafında yürüdüğümü her şey üstüme geliyordu ne zamandır bu insanlar ne zaman doğru yoldan yürümeyi öğrenecekler der dururdum,halbuki benmişim yolun yanlış tarafında yürüyen onun içinmiş herkesin üstüme üstüme gelmesi. Sonra seni gördüm işte bir kişi daha dedim bir kişi daha doğru tarafta yürüyor.Ne zamandır yalnız başına yürümekten öyle yorgun düşmüştüm ki birden yanyana yürüyebileceğim birisi , engelli yollarda omuz olacak birisi ..Nasıl yanılmışım yolda giden sen değilmişsin aslında sadece gölgenmiş,bilinçsizce yoluma düşmüş sadece, senden bağımsız senden apayrı, sana sorsam sen söylerdin halbuki tüm sorunlarla bilgelikle mücadele edebilen sendin bunu da söylerdin bana, o ben değilim sadece gölgem derdin ama sormadım işte. Yürüdük bir süre ben ve gölgen, elimi tutan elin değildi yanımdaki de sen ,etin kemiğin,ruhun yoktu sadece gölgen. Seviştiğim de oydu ruhumu tenimi hesapsızca sunduğumda, ben ne kadar ilk yaşadıysam onla yaşadım.. Bunun için ömrümün sonuna dek ona ait olucam kimse anlamasa da . Biliyomusun ellerim ayaklarım neden hep soğuktu, neden hep üşürdüm ben, bunun için işte bir gölge ne kadar ısıtabilir ki ! Aslında bir kez değil bir çok kez uyardın sen beni ben bir gölgeyim sadece diye ama ben duymak istemedikten sonra neye fayda. Ve sonra bir gün gitti kendine ait ne varsa aldı ve gitti gölgen, bana ne mi oldu sersem sepelek kaldım bir başıma yollarda, tekrar yalnız başına yürümek zorundaydım, tekrar sırtımı sadece duvarlara dayamak düşmüştü payıma, ben senle yaptıklarımı ne zaman kiminle yapmıştım ki en son?Bir daha kime böyle güvenebilirdim? Kolay gittin mi acaba diye düşündüm birkaç kez sonra gördüm ki en kolay atlatan sendin bu durumu, ne de olsa hiçbir yere ait değildin orası ya da burası fark etmiyordu . O yüzden çok zor değildi gitmek gelmek tekrar vedalaşmak tekrar merhaba demek oysa benim için öylemiydi hiç değildi bilesin, dayanmak nasıl zorduysa bu duruma bunu hiç kimsenin fark etmemesine uğraşmak daha da zordu, her zaman nasılsan öyle görünmeye uğraşmak, gülmek zorunda olmak, ayakta durmak yemek yemek ,işe gitmek ,arkadaşlarla hoş beş etmek.O yüzden sen bana yazdığın “nasılsın” diye başlayan kısa cümlelerine cevap alamadın, çoğu kez, bunu bilmeni niye istedim bilmiyorum ama söyledim işte.Başkaları vardı evet zaman zaman onlar bilmediler tabi seni ,sandılar ki ben ordayım, onlarlayım, onların yanında bir güzel kadınım nasıl yanıldılar oysa ben sadece kırık bir aynaydım artık kim bilir hangi zamanda bin bir parçaya ayrılmış kırık bir ayna, onun için yansımadı istedikleri hiçbir görüntü. Bilmediğin şeyler var aslında ya da bildiğin ama bilmememin daha kolay olduğuna inandığın, sen hayatıma girdiğinden bu yana yani ilk andan beri, hep var oldun benim için araya girenler oldu evet haklısın ama bunların sebebleri vardı o da senin gölge olmandı gölgeyi kimse görmedi çünkü bir ben gördüm bir ben bildim ,o yüzden figüranlar oldu yanımda hep, ama taşıdım ben seni her gittiğim yere kimse bilmedi,sen bile.Oysa sen dünyanın öbür ucuna götürseydin, gelirdim ben hiç düşünmeden ,git şimdi ve kendine yerleşecek yeni bir beden ara ama bana sorarsan nafile çaba. Yapayalnız yürüyordum yolumda senden önce de, senden sonra da yürüycem elbet, seni hiç tanımamış olmayı dileyerek, çünkü senden önce ben kırık bir ayna olduğumu bilmiyordum rolümü oynardım hiç itiraz etmeden, sen öğrettin bana kırık bir ayna nasıl olur? Öğrendim ben kırık bir ayna olduğumu ve onun için hiçbir görüntüyü yansıtamayacağımı istesem de. Seni bilirim ben acılar içinde kıvranan ruhunu kimbilir hangi zamanda içine yerleşmiş mutsuzluk zehirini, ne yaşarsan yaşa altında mutlaka sorular aradığın güvensizlik girdabını. Bunların hiç birini sana yazmıyorum biliyorsun ben zaten yazacaktım sen vesile oldun yaşattıklarınla. Hayat güzellikler ve mutluluklar fırsatı çıkaracak bundan sonra önüne ,nolur bi bak tüm önyargılarını, tüm acabalarını bir süre bırak ve değerlendir bu fırsatları, çünkü zaman hakikaten geçiyor ve artık ne yazık ki çocuk değiliz, bir yerden tutunmak zorundayız,izlediğimiz filmler, okuduğumuz kitaplar hepsi bir yere kadar dolduracak yanımızı bir gün gelecek yalnızlık gelecek aklımıza şimdi gülerek geçiştirdiğimiz anlar içimize dokunur olacak,bir olsun ama hep olsun isteyeceğiz işte o anlar uzak değil ne yazık ki, kimse yalnızlığa mecbur değil ilaçlarımızı hatırlatacak birisi olmalı,çantalarımızı alıp yola çıkıvereceğimiz biri,her kapısını çaldığımızda açan biri,dar vakitlerde ayak üstü değil uzun sohbetler edeceğimiz biri..

    virginiaw   15 Ağustos 2007 13:41   aferim     (2 puan)  |   Yk 

    Önce evlendiğimizde hayatın daha iyi olacağına inandırırız kendimizi. Evlendikten sonra,bir çocuğumuz doğduktan sonra, hattaardından bir tane daha olduktan sonra hayatın daha iyi olacağına inandırırız kendimizi. Sonra çocuklar yeterince büyük olmadıkları için kızar, onlar büyüyünce daha mutlu olacağımıza inanırız.

    Bundan sonra ergenlik dönemlerinde çocuklarla uğraşmamız gerektiği için
    öfkeleniriz. Kendimize. çocuklarımız bu dönemden çıkınca daha mutlu
    olacağımızı yeni bir araba alınca, güzel bir tatile çıkınca emekli olunca, yaşantımızın dört dörtlük olacağını söyleriz.Gerçek ise şu anda daha iyi bir zaman olmadığıdır. Eğer şimdi değil ise na zaman? Hayatınız her zaman mücadelelerle dolu olacaktır.
    En iyisi bunu kabul edip, her ne olursa olsun mutlu olmaya karar vermektir. En sevdiğim sözlerden biri Alfred D. Souza' ya aittir. Der ki;

    ''Uzun zamandan beridir hayatın-gerçek hayatın-başlamak üzere olduğu izlenimine kapılmıştım. Fakat her zaman yolumun üzerinde bir engel, öncelikle erişilmesi gereken bir şey, bitmemiş bir iş, hizmet edilebilecek zaman, ödenecek bir borç oldu. Sonra hayat başlayacaktı.Sonunda anladım ki bu engeller benim hayatımdı.'' Bu görüş açısı mutluluğa giden bir yol olmadığını gösterdi. Mutluluk yoldur. Öyleyse sahip olduğunuz her anın kıymetini bilin ve mutluluğu, vaktinizi harcayacak kadar özel biriyle paylaştığınız için ona daha fazla değer verin. Unutmayın zaman hiç kimse için beklemez.
    Öyleyse okulu bitirene kadar, yüz milyar kazanana kadar, çocuklarınız evden ayrılana kadar, işe başlayana kadar,evlenene kadar,
    Evlenene kadar, Cuma gecesine kadar, Pazar sabahına kadar,
    Yeni bir araba yada ev alana kadar,
    Borçları ödeyene kadar,
    İlkbahara kadar,
    Sonbahara kadar,
    Kışa kadar,
    Maaş gününe kadar,
    Şarkınız söyleyenene kadar
    Emekli olana kadar,
    Ölene kadar...
    MUTLU OLMAK İÇİN İÇİNDE BULUNDUĞUNUZ ''AN''DAN DAHA İYİ BİR ZAMAN OLDUĞUNA KARAR VERMEK İÇİN BEKLEMEKTEN VAZGEÇMELİSİNİZ.
    MUTLULUK BİR VARIŞ DEĞİL, BİR YOLCULUKTUR.
    PEK ÇOKLARI MUTLULUĞU İNSANDAN DAHA YÜKSEKTE ARALAR.
    BAZILARI DA DAHA ALÇAKTA

    OYSA MUTLULUK İNSANIN BOYU HİZASINDADIR...
    UNUTMAYIN
    ''YARIN KİMSEYE VAAD EDİLMEMİŞTİR.''

    monaliza   14 Ağustos 2007 20:49   aferim     (5 puan)  |   Yk 

ahkam girebilmek için, üye olmalı veya giriş yapmalısınız.
 
etiketler; üzerimize yapıştırabildiğimiz, bizi tanımlayan ve/ya ilgili olduğumuz konuları gösteren terimlerdir.

bu etiket ile görülen ilk kişi(?) :monaliza

bu etiketi açan kişi(?) : monaliza

Etiket-radyoaktif-ghost bu etiketin kural dışı olduğunu düşünüyorsanız, yandaki ikona tıklayıp rapor edebilirsiniz.