Edebiyat hakkında

 (devamı)

bu topluluğa katıl

(üyelik herkese açık)

Fotoğraflar

Sosyomat Fotoğrafları
  1. mini
  2. mini
  3. mini
  4. mini
  5. mini
  6. mini

İnciler

Dökülsün inciler. Ama ağızdan...
  1.  attila ilhan
  2.  virginia woolf
  3.  özlü sözler
  4.  yaşayan en büyük türk yazarı
  5.  ahmet altan tuna kiremitçi gibi kalem esnaflarına kafa atmak isteyenler
  6.  ahmet telli turgenyev
  7.  ölmeden önce okunması gereken 1001 kitap
  8.  nazım hikmet ran
  9.  kadınlar
  10.  yazanın vatanı olmaz
  11.  özdemir asaf
  12.  nedir bir eseri edebi yapan
  13.  aşk
  14.  furuğ ferruhzad
  15.  kuyunun dibindeki kurbağa
  16.  notos
  17.  kafanızdaki kafkayı tersyüz etme zamanı
  18.  ihsan oktay anar
  19.  amat
  20.  mehmet uzun
  21.  edebiyat karın doyurmaz çay içirir
  22.  nefesimi kesen şiir...
  23.  latife tekin
  24.  lezbiyen sevgilinin sevgilisinin metresiyle yatmak
  25.  bir kitap söyle maceradan maceraya koşayım
  26.  erdem beyazıt
  27.  orhan veli
  28.  edgar allan poe
  29.  sylvia plath
  30.  şiir
  31.  friedrich wilhelm nietzsche
  32.  elif şafak
  33.  eternal sunshine of the spotless mind
  34.  theatre
  35.  aylak adam
  36.  oğuz atay
  37.  şiirden konuşabilmek...
  38.  bir şiir yazdım sana içinde sen olmayan...
  39.  günün yazısı
  40.  nietzsche ağladığında
  41.  samuel beckett
  42.  zuhal olcay
  43.  yahya kemal beyatlı
  44.  hangi kitap
  45.  hayal gücü yüksek olanın kanatları vardır lakin ayakları yoktur
  46.  kızların 3 yaşında çocuk gibi konuşmasına uyuz oluyorum
  47.  80lerin sonunda 90ların başında çocuk olmak
  48.  felsefe
  49.  aptalların ciddiye alındığı bir dünyada anlaşılmıyorum diye üzülmek niye
  50.  tanrı bana şöyle diyebilir
  51.  jorge louis borges
  52.  ahmet altan
  53.  saatleri ayarlama enstitüsü
  54.  şairler için şiir kitabı adları
  55.  edebiyat
  56.  jean philippe toussaint
  57.  legal intahar dilekçesi
  58.  noktalı virgül
  59.  vedat türkali
  60.  franz kafka

Okuduğunuz Kitaplar rss kaynağı

Kitap Önerileriniz, Okuduğunuz Kitaplar Hakkında Düşünceleriniz/Eleştrileriniz (Lütfen Sadece Konuyla İlgili Yazınız)

Serdar Özkan;Kayıp Gül...Harika bir roman

efsunnn   12 saat önce  

Emile Bronte; Uğultulu Tepeler
delice bir aşkın romanı...

kutsiyan   1 gün önce  

Ugultulu tepeler delice degil de,sıkıcı bir askın romanı

efsunnn   9 saat önce  

edebiyatçı arkadaşlara şunu diyeceğim;az önce cioran etiketini aradım ve bulamadım..2007 tarihinden beri açılan bu toplulukta bir cioran etiketi bulamıyorsam ben burdan giderim arkadaş..çok komik duruyoruz çünkü.yoksa ben mi komiğim ahahah ama haklıyım öpülesi ellerim var.

adrien   2 gün önce  

portorico   6 gün önce  

aşk düşünce yollara:yarım kalmış bir aşkın öyküsü

kurtcuk   16 Temmuz 2008 23:46  

english grammar in use :-)

portorico   15 Temmuz 2008 13:25  

Dostoyevski Suç ve ceza klasik edebiyattan..
Gülünün solduğu akşam ,Siyasi kitaplardan
Silmarillion Fantastik kitaplardan

üstüne tanımadığım kitaplardır.Yazarların eline sağlık..

Artemiss Entreri   14 Temmuz 2008 12:41  

dan brawn un bilinen hemen hemen tüm kitapları yaz için uygun... elimde gene digital kale var... akıcı mı akıcı... wilbur smith den daha akıcı olduğu kesin genede mısır tarihinde gezintiye çıkmak isteyenler için nehir tanrısıyla başlanabilir...
maeve binchy denmiş... hem de her kitabı tavsiye edilmiş... ciddi bir yanılgıdır "her kitabı tek geçerim" demek. bu arada tek gecilecek şeyin her kitap olma durumunun olanaksızlığı tartışma konusudur; malum tek tekdir:) yazarı tek geçmekse kasıt ona lafım yok tabi ki malum zevkler tartışılmaz gene de kendi adıma bir "italyanca aşk başkadır" dan aldığım hazzı "gümüş yıldönümü" nü okurken alamadım... tekdüze geldi açıkcası tavsiye edilesi bir roman olduğunu düşünmüyorum. son günlerin modası "olasılıksız" içinse tek kelime: muhteşem... tavsiye edilmemesi ayıp kaçacak... okuyun derim.

vsk   09 Temmuz 2008 01:25  

maeve binchy her kitabını tek geçerim

kaynanazede   06 Temmuz 2008 23:16  

ışık ıslıktır: korkuyla gelir karanlıkta yürüdüğünde...

gezgincenah   06 Temmuz 2008 20:02  

yaz tatili için gayet rahat ve hoş bir kitap olabilir "Uğultulu Tepeler". yazarı Emily Bronte. Konusu aşk hikayesi gibi görünse de aşktan öte şeyler de bulunabilir. Biz derste uzun uzun işlemiştik de oradan biliyorum.

pembecik   28 Haziran 2008 23:31  

grangenin şeytan yemini..... hafif fantastik hafif mistik... biraz aşk ve ve ve okumayan kalmasın derim.... bir polisiye roman

endlessfalles   28 Haziran 2008 01:07  

AMİN MAALOF- İLK DEFA - KİTAPLARINI OKUMAK İSTEYENLERE DOĞUNUN LİMANLARI NI ÖNEREBİLİRİM.

TOPRAKVESU   26 Haziran 2008 21:56  

murathan mungan'dan kadından kentler..özellikle annemin çektiği fotoğraflar öyküsü

doxa   24 Haziran 2008 11:41  

öykü severler için külöykü...

huzunper   22 Haziran 2008 00:20  

Ayın ışıkları dökülür tel tel,
Küskün,ses vermez, dağ yamaçlarına.
Durgun bir uçuşma,gök bir sel,bir su,
Düşen ak damlalar,mor ağaçlara.

Yıllarca bekleyen biz değil miyiz?
Hep ağlayaraktan O’na yalvaran.
Özlemimiz hep su,göl,mehtap,deniz,
Karanlık dağlardan yamaçta her an.

Şafakta Tanrı’ya uzanan eller,
Işık bekler kara gökler içinden.
Yağmur duasınca umutlu diller,
Ayrılsın karanlık,ıslakça tenden.

Gözler bu şafakta başka kamaştı, Başak sarısınca bulanık ışık, Gözlerle hür oldu,settini aştı. Gönüller şimdi şen,dünle barışık.

Naim ÖZDAMAR

naimbey   13 Haziran 2008 23:08  

VEFASIZ
Sarı akşamlar döner bir bir matem rengine,
Sen inleyen yüreğim,asla dinmeyen sızım.
Ruhumu tutuşturan, kan kırmızı korlaşan,
Ondördünce hilalim,tan güneşim,yıldızım.

Sen neşesin gönlümde, nefessin göğsümde sen,
Sıcak Nisan güneşim,semamda ak bulutum,
Gülüm, solmaz çiçeğim,açılan gonca gonca,
Bak gör seni o kadar seviyorken unuttum.

Naim Özdamar

naimbey   13 Haziran 2008 23:08  

az önce istanbulu,çırılçıplaktı;getirip usulca avuçlarıma bıraktı ellerin yaralı,ellerin kan çanağı.ellerinin acısı yavaşça değdi avuçlarıma;istanbul çıplaklığından utandı,kaçırdı gözlerini.
süheyla ACAR ;dostluk hüznü paylaşmaktır.
dün dost kıtapevine girip öylesine elime alıp okumaya başladığım sonrasında kasiyerden 8 ytl karşılığında aldığım kitaptır.tavsiye ederim

huzunper   11 Haziran 2008 16:06  

Ece Temelkuran, 7 Haziran Cumartesi günü İzmir Karşıyaka Tiyatro sokağında bulunan Pan Kitabevi'nde... İmza ve söyleşi gününe davetlisiniz... saat 16:00-18:00 arası....

edaelf   06 Haziran 2008 09:58  

Halbuki korkulacak hiç bir şey yoktu ortalıkta
Her şey naylondandı o kadar
Ve ölünce beş on bin birden ölüyorduk güneşe karşı.
Ama geyikli geceyi bulmadan önce
Hepimiz çocuklar gibi korkuyorduk

Geyikli geceyi hep bilmelisiniz
Yeşil ve yabani uzak ormanlarda
Güneşin asfalt sonlarında batmasıyla ağırdan
Hepimizi vakitten kurtaracak

Bir yandan toprağı sürdük
Bir yandan kaybolduk
Gladyatörlerden ve dişlilerden
Ve büyük şehirlerden
Gizleyerek yahut döğüşerek
Geyikli geceyi kurtardık

Evet kimsesizdik ama umudumuz vardı
Üç ev görsek bir şehir sanıyorduk
Üç güvercin görsek Meksika geliyordu aklımıza
Caddelerde gezmekten hoşlanıyorduk akşamları
Kadınların kocalarını aramasını seviyorduk
Sonra şarap içiyorduk kırmızı yahut beyaz
Bilir bilmez geyikli gece yüzünden

"Geyikli gecenin arkası ağaç
Ayağının suya değdiği yerde bir gökyüzü
Çatal boynuzlarında soğuk ayışığı"
İster istemez aşkları hatırlatır
Eskiden güzel kadınlar ve aşklar olmuş
Şimdi de var biliyorum
Bir seviniyorum düşündükçe bilseniz
Dağlarda geyikli gecelerin en güzeli

Hiçbir şey umurumda değil diyorum
Aşktan ve umuttan başka
Bir anda üç kadeh ve üç yeni şarkı
Belleğimde tüylü tüylü geyikli gece duruyor

Biliyorum gemiler götüremez
Neonlar ve teoriler ısıtamaz yanını yöresini
Örneğin Manastır'da oturur içerdik iki kişi
Ya da yatakta sevişirdik bir kadın bir erkek
Öpüşlerimiz gitgide ısınırdı
Koltukaltlarımız gitgide tatlı gelirdi
Geyikli gecenin karanlığında

Aldatıldığımız önemli değildi yoksa
Herkesin unuttuğunu biz hatırlamasak
Gümüş semaverleri ve eski şeyleri
Salt yadsımak için sevmiyorduk
Kötüydük de ondan mi diyeceksiniz
Ne iyiydik ne kötüydük
Durumumuz başta ve sonda ayrı ayrıysa
Başta ve sonda ayrı ayrı olduğumuzdandı

Ama ne varsa geyikli gecede idi
Bir bilseniz avuçlarınız terlerdi heyecandan
Bir bakıyorduk akşam oluyordu kaldırımlarda
Kesme avizelerde ve çıplak kadın omuzlarında
Büyük otellerin önünde garipsiyorduk
Çaresizliğimiz böylesine kolaydı işte
Hüznümüzü büyük şeylerden sanırsanız yanılırsınız
Örneğin üç bardak şarap içsek kurtulurduk
Yahut bir adam bıçaklasak
Yahut sokaklara tükürsek
Ama en iyisi çeker giderdik
Gider geyikli gecede uyurduk

"Geyiğin gözleri pırıl pırıl gecede
İmdat ateşleri gibi ürkek telaşlı
Sultan hançerleri gibi ayışığında
Bir yanında üstüste üstüste kayalar
Öbür yanında ben"
Ama siz zavallısınız ben de zavallıyım
Eskimiş şeylerle avunamıyoruz
Domino taşları ve soğuk ikindiler
Çiçekli elbiseleriyle yabancı kalabalık
Gölgemiz tortop ayakucumuzda
Sevinsek de sonunu biliyoruz
Borçları kefilleri ve bonoları unutuyorum
İkramiyeler bensiz çekiliyor dünyada
Daha ilk oturumda suçsuz çıkıyorum
Oturup esmer bir kadını kendim için yıkıyorum
İyice kurulamıyorum saçlarını
Bir bardak şarabı kendim için içiyorum
"Halbuki geyikli gece ormanda
Keskin mavi ve hışırtılı
Geyikli geceye geçiyorum"

Uzanıp kendi yanaklarımdan öpüyorum.

TURGUT UYAR

edebiyatodasI   04 Haziran 2008 14:39  

amin maalouf kitapları siddetle önerilir

nekarizmasi   01 Haziran 2008 02:39  

tanrının doğum günü(burak özdemir) düşünsel deprem yaşamazsanız bilinki bir daha okumayın..ama defalarca okunabilicek bir kitap..şimdi hemen bakın..hala duruyomusunuz ya

feelandlive   28 Mayıs 2008 21:56  

ederi kadar kaldı
azaldı
yukarı aşağı bakarken
bağlandı nefesinden...

tanrının koşamadığını gördü
bildi
yarış hiçlikti...

güneşten pahalı
sudan ucuz gözyaşların
oturdu
tanık sandelyesine
kelimeleri akıttı duruşmaya...

eğdi suyunu yere tuttu
tuttu kaplumbağa karesine
sokuldu...

sınırlar ve ton...
..............
.....................
mustafa yeşilkaya

gezgincenah   26 Mayıs 2008 13:32  

benimde yakında chihuahua m olucak(olacak).ama tuvalet eitimini(eğitimi) biraz zor alıomuş:)(alıyormuş)bakalım napıcaz( ne yapacağız) kendisiyle... Tuvalet eğitimden önce bence Türkçe eğitimi gelmeli. Yoksa tuvaletin yerini soracak dilimiz kalmayacak ve her şeyin içine edeceğiz...

edebiyatodasI   24 Mayıs 2008 02:37  

Serbest Paylaşım rss kaynağı

Şiir, düz yazı (Lütfen Sadece Konuyla İlgili Yazınız)

Ateşe dokunurken için, en fazla damarında bir yanmayı hissedeceğini düşünmüşsündür sende herkes gibi… Bu yüzden sanırım sana da şiir yazmayacağım. Gözlerin büyür birden ve kırılır yanağındaki piç gölgeler. Şımarık suların öğretemediği bir hızda akmak, kendi ırmaklarının içinden… Batmak gibi gözbebeklerine biraz daha, bakmak ve bütün notalardan uzağa bir ıslığı duymak. Surfa değdi yüz… Bu yüzden hiç bağışlanma bu yüzden hiç.

enkoyu   09 Temmuz 2008 17:09  

kır aynaları... paramparca et yuzunu, senı gosteren herseyı. kac kendınden kacabıldıgın kadar.. en sonunda yakalanacaksın... goreceksın kı asla kendınden kacamazsın... ıste ozaman hatırla sevgılı o zaman benı hatırla...
ogrenecegın cok sey vardı daha.. ogretecegınde tabı. senın ıcındekı o hesaplasmalar bıtmemıstı ... hayatla, ınsanlarla... kavgalıydın herkesle, herseyle. buydu senı hayatta tutan farkedemedın... sana atlatmaya calısmıstım halbukı. ama senın farketmen gerekıyordu ben ne kadar anlatsam bostu... yapamadın....
ne zaman ıcındekı o kavgalar bıttı, ne zamankı yoruldun pes ettın, ıste ozaman sende öldün... yavas yavas, curuye curuye sende öldün...
senı buldugumda bu durumdaydın.. bend pek farklı sayılmazdım aslında ama ben farkındaydım... farkındaydım bı kuyunun dıbınde oldugumu, kendıme bahaneler sunmuyordum, kandırmıyordum kendımı... ve en onemlısı kacmıyordum artık kendımden..
uzun zamanımı aldı ogrenmek bazı seylerı. belkıde bu yuzden tahammulum yok kımseye... yeterınce vakıt kaybettım ben... uzun zaman kactım kendımden. yasadıgım yerlerden uzaklastım once, hatıralardan, tanıdıklardan,kactım gecmısımden kacabıldıgım kadar... ama baktım kı nereye gıtsem onlarda gelıyor bır sure sonra, nereye kacsam care etmıyor.. mutsuzum sureklı mutsuzum ve nereye gıtsem mutsuzlugumu alıyorum ılk once yanıma...
o gun bıraktım kacmayı.o gun ogrendım kendınden kacamaz ınsan...
kır aynaları paramparca et!!! kac yuzunden kacabıldıgınce. ve kacmanın ıse yaramadıgını ogrenınce gel yanıma usulca sevgılı... elımde bır ayna, kollarım acık senı beklıyor olacagım....

azazel'e.....

nil ada   06 Temmuz 2008 13:47  

22: 04
onlar ne kokar?
sigara söndürülmüş bilekler
ne kokar?
bunu öğreteceğine inandığım kadar
inana biliyorum sana.
asla fazlasını değil
ve kesinlikle daha az da değil.

enkoyu   02 Temmuz 2008 16:02  

tekrar donmeyecegımı bııyordu
bu yuzden beklemedı
bıraktı benı kendı ıcımde...

nil ada   14 Haziran 2008 03:52  

....................................................................................hangi boylamda kayboldum
hangi doğruda
sahra ve serap yadırgadı beni
şimdi aşk şarkıları öğreniyorum
keşişlerden, düş ve gerçek
elbet çatlayan dudaklarda birikecekti tuz
ve kurutacaktı aykırı tohumları su
anlam sıyrıldı bir kere
çöle alışan içemezdi kevseri
kimler için değiştirdin çehreni
kopup gel ve irkil
tamamla belleğimi
bilirim, göçler zamansız gelir
ve rüzgâr
eksilte eksilte ilerler yüzleriherkes gitti
ve her şey kendine döndü
terk edilenler
bırakıldıkları yerlerde değildiler

gözlerin
gözlerim değildi besbelli.

*aziz varlığına...

enkoyu   27 Mayıs 2008 20:42  

Atardamarı parçalayan bir söz düştü yere
Uzaklara dalıp gitti,sorulara cevap veremedi
Yine..
Susup gözlerini yere indirdi
Ölüm denen miladın tam önündeydi
Hayalinde orda öylece oturuken
Günışığı ellerini bu kaçığın
Zihnine yerleştirdi
Filin gözyaşlarında boğulmuş
Yalnızca bir tahmindi herşey..
Tüm o sızlanmalar
Filme kendini kaptırmayı başardı
Gözucu ile gördüğü hareket
Kulübeleri ateşli oklarla yakmak gibi...
Yalnızca ve yalnızca zihnimdeki kaçıklık
Umutsuz bir fildi..

Rainfish   26 Mayıs 2008 13:23  

kayıp oldu
ruhundaki ayrık otlar...
çarşaflara dolaşırken sözler.
bileklerin çıplak mıydı?
dudağının gümüşü kırılıyor.
sus daha çok..
sus...

enkoyu   23 Mayıs 2008 21:21  

Ateş kor,demir kızgın bugün.
Hüküm kesin,yargı zor bugün.

Ekmek sert, lokma kuru,
Algı, yerini yargıya bırakmış bugün.

Sıkıntı yaratıyor boşlukta ki gevşeklik.
Sıkıntısız gevşeklik geriyor ruhu hergün.

Yok mu sıkıntıyı sıkacak kemerler?
Gevşemesin yürekler,gevşemesin.

incedus   18 Mayıs 2008 23:23  

Koro Akış

Kan! Hissi-yat
Çokça burç ve soylu takım
At, avrat, silah…

Salının memelerinde yassı yol çakılları
Doğurganlık bilhassa yanık tohum
Kesilmiş sütten ev: emeklemek tecil
Koynunda bir sel havası yırtılması acil
Hayatı ısıtıyor: güneşte güneş…

Mermi ısırığı!
Birde şu kesintisiz gül tomurcuğu
İki adres
Birisi kumaşçıda kesilir
Diğeri bayram sabahı şekeri…

Dünyaya dar
Gözlerime geniş olan aşk
Onda ise bi-fikir…

Bak nem bekliyor bulutlar havada
Boşalsana eva
Adınız bir ilkten sonsuzluktur
Gecenin kokusu kâbusun teriyle sevişsin
Elin ayağın yatak da yatak
Unutarak yaşamak ve ihanetin (n) hali
Birazda düne devrilsin yar-atılmak…

Vesselam…
Birde şu yemeden içmeden kesilmek
Zayıfla şimdi kepek
Demir almak için yıldızların limanına …

Mustafa yeşilkaya
Degisim_mustafa@hotmail.com

gezgincenah   18 Mayıs 2008 17:48  
 

son cevherler

topluluğa son katılanlar

  1. pirus
  2. Trans Nonain
  3. angelblue
  4. efsunnn
  5. videsupra
  6. giyotin69
  7. hayyam01
  8. o5547954383
  9. backmasking
  10. sembolist
  11. kutsiyan
  12. siyahkardelen
  13. Egou
  14. penceremdeki kus
  15. udvra
  16. Gamaliel

tümü »
rapor et bu topluluğun kural dışı olduğunu düşünüyorsanız, yandaki ikona tıklayıp rapor edebilirsiniz.